Halk TV’nin dikkat çeken kalemlerinden Fikret Bila, son günlerde yaşanan gelişmelerin ardındaki derin anlamları ele aldı. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından, toplumsal duyarlılığın ve genç kuşakların politikayla olan ilişkilerinin yeniden sorgulandığını ifade etti. “Z Kuşağı, politikayla ve toplumsal meselelerle son derece ilgili olduğunu gösterdi” diyen Bila, bu kuşağın eleştirilerine dikkat çekti.
Örgütlü Toplumun Gücü
Bila, köşe yazısında, İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından iki önemli gerçeğin su yüzüne çıktığını vurguladı. İlk olarak, örgütlü toplumun öneminin bir kez daha öne çıktığını belirtti. Ona göre, sınıflı toplumlarda emeğin hakkını korumak, demokrasiyi, laikliği ve insan haklarını savunmak için örgütlenmenin şart olduğunu dile getirdi. Toplumsal örgütlenmenin zayıf olduğu yerlerde, iktidarların otoriterleşme eğiliminde olduğuna dikkat çeken yazar, bu durumun tehlikelerini sıraladı.
İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından İstanbul ve diğer şehirlerde gerçekleşen yürüyüşler ve mitingler, örgütlü toplumun varlığını bir kez daha gösterdi. CHP, muhalefet partileri, sendikalar ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının harekete geçmesi, toplumun güçlü bir şekilde örgütlendiğinin bir kanıtı olarak değerlendirildi. Türkiye’nin demokrasi ve örgütlenme kültürüne sahip olduğunu savunan Bila, bu kültürün, İmamoğlu’ya yönelik tutuklama kararına karşı meydanlarda yükselen tepkilerle somutlaştığını belirtti.
Z Kuşağı: Stereotiplerin Ötesinde
Bila, ikinci önemli gerçeğin ise “Z Kuşağı” hakkındaki yaygın yanlış anlamaların sona erdiği olduğunu ifade etti. Gençlerin politikayla ilgisiz olduğu ve toplumsal sorunlara duyarsız kaldıkları yönündeki önyargıların doğru olmadığını vurgulayan yazar, aslında bu kuşağın iktidarın otoriterleşmesine karşı büyük bir duyarlılık gösterdiğini belirtti. “Z Kuşağı, Türkiye’nin geleceği için umut veriyor” diyen Bila, gençlerin demokratik ve laik hukuk devletinin korunması adına verdikleri mücadeleyi öne çıkardı.
Fikret Bila, yazısında şu ifadeleri kullandı:
“Z Kuşağı, İmamoğlu’nun tutuklanmasına, iktidarın otoriterliğe yönelmesine karşı ciddi bir tepki gösterdi. Bu kuşak, haklarındaki yargıların doğru olmadığını açıkça ortaya koydu. Politikayla ve toplumsal sorunlarla yakından ilgilendiklerini, demokratik ve laik hukuk devleti ilkelerine sahip çıktıklarını gösterdiler. Türkiye’nin geleceği için umut olduklarını kanıtladılar.”
Bila, bu noktada, iktidarın görmesi gerekenin örgütlü toplumun önemi ve Z Kuşağı’nın gösterdiği bu dayanışma ruhu olduğunu vurguladı. Gençlerin kendilerini duyurma şeklinin, yalnızca bir protesto değil, aynı zamanda gelecekteki toplumsal değişimlerin de habercisi olduğunu belirtti.
Sonuç olarak, Fikret Bila’nın kaleme aldığı bu yazı, hem Türkiye’nin demokrasi mücadelesi hem de genç kuşağın politik alandaki etkisi üzerine önemli bir tartışma başlatıyor. Toplumun farklı kesimlerinin bir araya gelerek gerçekleştirdiği eylemler, özgürlük ve adalet arayışını daha da pekiştiriyor. Bu durum, yalnızca bir dönemin değil, aynı zamanda geleceğin de şekilleneceği süreçlerin başlangıcını işaret ediyor.
Toplumsal dinamiklerin ve kuşaklar arasındaki etkileşimin ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seren bu gelişmeler, Türkiye’nin siyasi arenasındaki değişimlerin habercisi olabilir.