Tunceli’de Kayıp Üniversite Öğrencisi Gülistan Doku’nun Gizemli Dosyası Tunceli’de üniversite eğitimi gören 21 yaşındaki Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinde sırra kadem bastı. Ailesinin, Diyarbakır’dan Tunceli’ye giderek 6 Ocak 2020’de emniyete kayıp başvurusunda bulunmasıyla başlayan süreç, şehrin gündemini uzun bir süre meşgul etti. Ancak o günden bu yana, Gülistan’dan herhangi bir haber alınamamış olması, hem…
Table of Contents
ToggleTunceli’de üniversite eğitimi gören 21 yaşındaki Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinde sırra kadem bastı. Ailesinin, Diyarbakır’dan Tunceli’ye giderek 6 Ocak 2020’de emniyete kayıp başvurusunda bulunmasıyla başlayan süreç, şehrin gündemini uzun bir süre meşgul etti. Ancak o günden bu yana, Gülistan’dan herhangi bir haber alınamamış olması, hem ailesini hem de kamuoyunu derin bir endişeye sürükledi.
Gülistan’ın kaybolmasının ardından yapılan arama çalışmaları, her türlü çabaya rağmen sonuç vermedi. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, konuyla ilgili olarak “kasten öldürme”, “cinsel saldırı” ve “suç delillerinin gizlenmesi” gibi çeşitli suçlamalarla bir soruşturma başlattı. Bu süreçte, 19 şüpheli gözaltına alındı ve olayın derinlemesine inceleneceği belirtildi.
Yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan kişiler arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, onun oğlu Mustafa Türkay Sonel ve eski polis memuru Gökhan Ertok gibi tanınmış isimler yer alıyor. Ertok’un, Doku’nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilirken, hastane kayıtlarını silmekle suçlanan dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir de dikkat çekiyor. Bu isimler, olayın karmaşıklığını ve derinliğini artıran unsurlar olarak öne çıkıyor.
Gülistan Doku’nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, kaybolduğu dönemde onunla olan ilişkisi nedeniyle şüpheli sıfatıyla sorgulandı. Ayrıca, Doku’nun annesi Cemile Yücer ve üvey babası Engin Yücer de tutuklandı. Tuncay Sonel’in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu ile güvenlik korucusu Fatih Özmen’in de tutuklanması, olayın daha da karmaşık bir hale gelmesine neden oldu. Tüm bu gelişmeler, kaybolan genç kızın ailesinin yaşadığı acıyı katbekat artırdı.
Gülistan Doku’nun kaybolduğu günden itibaren kamuoyunda oluşan tepki, giderek büyüyen bir hareket haline geldi. Sosyal medya üzerinde “#GülistanDoku” etiketleriyle yapılan paylaşımlar, kaybolan genç kızın unutulmadığını gösterdi. Medya, bu durumu sıkça gündeme getirerek, yetkililerin konuya daha fazla duyarlılık göstermesi adına baskı oluşturdu.
Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından birçok soru gündeme geldi. “Gülistan neden kayboldu?”, “Ailesi ve arkadaşları neden daha fazla bilgi alamıyor?”, “Yetkililer neden yeterince hızlı hareket etmiyor?” gibi sorular, hem aileyi hem de toplumu düşündüren sorular arasında yer aldı. Bu tür soruların yanıtları, kaybolan genç kızın akıbetine ilişkin belirsizlikleri daha da artırdı.
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma süreci, kamuoyunda büyük bir merakla takip ediliyor. 19 şüphelinin gözaltına alınması ve tutuklanmaları, adaletin yerini bulup bulmayacağına dair umutları canlı tutuyor. Ancak, olayın karmaşıklığı ve bağlantıların derinliği, bu sürecin ne kadar zaman alacağına dair soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
Gülistan Doku’nun kaybolması, sadece ailesinin değil, tüm Türkiye’nin yüreğini yaraladı. Bu durum, kaybolan gençlerin adalet arayışının ve kamuoyunun duyarlılığının önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Herkes, bu trajik olayın çözülmesi ve Gülistan’ın akıbetinin belirlenmesi için umutla bekliyor.