İşte o yazılar:
Barış Terkoğlu (Cumhuriyet Gazetesi):
Galatasaray ve Fenerbahçe hem Suudilere hem de AKP iktidarına onur dersi verdi. O denli ya Türkiye 80 yıldır Amerikan emperyalizmini tartışıyor. Ancak aklımız almasa da bir Arap emperyalizmiyle de karşı karşıyayız. Limanların, otellerin, bankaların, güç varlığının Arap sermayesine satılması yetmedi; kültür, lisan, nüfus hatta dış siyaset Arap emperyalizminin tahakkümü altında. Üstelik bunlar kelamda milliyetçi iktidarın kanatları altında yaşanıyor
Erdal Atabek (Cumhuriyet Gazetesi)
Maç satılır mı?
Elbette satılır.
Maç da satılır, toprak da satılır, liman da satılır, kanal da satılır.
Katar’a satılanların listesi uzayıp masraf.
İhvancı Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz neyi satacağımızı yeterli biliriz” demişti.
Suudi Arabistan’a birinci satılan bu maç değildir.
Cemal Kaşıkçı belgesi da Suudi Arabistan’a ticari alakalar karşılığında satılmıştı.
Nazlı Sarp (Dünya Gazetesi)
Sizin hiç mi planlamadan, tertipten haberiniz yok. Örneğin ortalama bir şirkette bile reklam, halkla alakalar ya da irtibat ünitesi bulunmasının bir manası vardır. Aklımızla dalga geçmeyiniz lütfen! Maç öncesi hiç mi pankart, flama, t -shirt hatta koreografi konuşulmadı? Lakin bunlar önemsenmedi bunun yerine ekipler hava alanında taraftarlar tarafından coşkuyla karşılandı. Çoşkulandık evet, tıpkı birden fazla vakit öğrenilmiş çaresizliğimize ağladığımız üzere…
Abdulkadir Selvi (Hürriyet Gazetesi)
Eğer bir olayda Mehmet Büyükekşi varsa bir kriz, Ali Koç varsa iki kriz demektir. Üç kuruş para uğruna bir spor olayını rezalete dönüştürdünüz. Pekala istifa etmeyi düşünüyor musunuz?
Fatih Çekirge (Hürriyet Gazetesi)
Sevgili genç atlet kardeşim..
Her şey para değildir.
Mehmet Ocaktan (Karar Gazetesi)
Ancak bir futbol maçının ideolojik bir tartışmaya, dahası futbol oyununun bile ‘vatan-millet’, hatta ‘şanlı tarih’ savurmasına dönüştürülmesini anlamak mümkün değil. ‘Böylesi bir garabet dünyanın neresinde yaşanabilir’ diye bir zihin jimnastiği yapsak, herhalde birinci sıraya Türkiye’yi koymamız gerekir.
Ömer Adil (Milli Gazete)
Yeni Şafak demiş ki; “Türk futbolunun başında bulunan Mehmet Büyükekşi’nin idaresi artık büyük tartışma konusu. Suudi Arabistan’da yaşanan Harika Kupa krizinin baş sorumlusu olarak görülen Büyükekşi’nin yaşananların akabinde makamında kalması mümkün görünmüyor. Gündemde ise Büyükekşi’nin ByLock yüklü telefonunu özel kaleminin kullandığına dair savunması var. Türk futbolunu soktuğu krizin ideolojik çatışmaya dönüşmesini seyreden ve provokasyonların tabanını hazırlayan Büyükekşi, bu kere tüm sorumluluğu TFF’DEKİ özel kalemine mi atacak?”
Hilal Kaplan (Sabah Gazetesi)
Kimse bir krizin hem sebebi hem de kahramanı olamaz. Kusur sahibi kendinizken, kendi fabrikalarınızda çalışmaya giren personellere kontratlarına alışılmamış tek unsurun hesabını sorup işten çıkartırken, memleketler arası boyuta kendinizin taşıdığı maça son dakika kaide dayatıp, sonuç alamayınca Atatürk’ün ardına saklanıp hesabı da iktidarın önüne koyamazsınız. O ‘süveter’, sizin her kusurunuzu örtmek zorunda değil.
Melih Altınok (Sabah Gazetesi)
Umarım, İdare Şurası Başkanvekili olduğunuz holdinginizin iş yaptığı, petrol ithal ettiği Suudi Arabistan idaresi, estirmeyi başardığınız nefret dalgasını görmezden gelir.
Öyle ya ambargo var. Araplardan alamazsanız ABD ambargosunu delip Ruslardan ya da İran’dan mı petrol alacaksınız? Yoksa Afrika’dan ziyanına mı getirteceksiniz?
Görmüyor musunuz bir koltukta iki, üç karpuz taşınmıyor, sonuç de hepsi heba oluyor.
Cesur olun, çıkartın sırtınızdaki kaftanları, giyin siyaset hırkasını. Uğur Dündar’ı da eş bakanınız yapın.
Yusuf Kaplan (Yeni Şafak)
Ali Koç üzerinden Türkiye çok netameli hadiseler yaşayacak!
Suudi Arabistan’da Riyad’da yaşanan hadise bir futbol hadisesi değildir. Seçimler öncesi ülkeyi kaosa ve kamplaştırmaya dönük operasyondur.
Yeni, Seyahat gibisi bir operasyon tezgahlanıyor. Değişik bir İslam düşmanlığı pompalanıyor. Bütün sorumlular gecikmeden hesap vermelidir.
patronlardunyasi.com