Rojin Kabaiş’in Gizemli Ölümü: Soruşturma Derinleşiyor 21 yaşındaki Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümü, ülke genelinde endişe ve merak uyandırmaya devam ediyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi Rojin’in ölümü ile ilgili yürütülen soruşturma, Adalet Bakanlığı’nın müdahalesinin ardından hız kazanmış durumda. Genç kızın vefatıyla ilgili detaylar ortaya çıktıkça, olayın derinliği ve karmaşıklığı daha da belirginleşiyor….
Table of Contents
Toggle21 yaşındaki Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümü, ülke genelinde endişe ve merak uyandırmaya devam ediyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi Rojin’in ölümü ile ilgili yürütülen soruşturma, Adalet Bakanlığı’nın müdahalesinin ardından hız kazanmış durumda. Genç kızın vefatıyla ilgili detaylar ortaya çıktıkça, olayın derinliği ve karmaşıklığı daha da belirginleşiyor.
Van Barosu Başkanı Sinan Özaraz, Rojin’in telefonunda yapılması gereken analizlerin henüz gerçekleşmediğini belirtti. Özaraz, “Ailenin avukatları, telefon üretici firmasıyla iletişime geçilmesi ve cihazın açılıp açılamayacağının netleştirilmesini talep etti,” açıklamasını yaptı. Genç kızın telefonunun yüksek düzeyde şifreli olması, olayın aydınlatılmasını zorlaştırıyor. İspanya’daki yetkililerin devreye girdiği ancak burada da arzu edilen sonucun elde edilemediği kaydedildi.
İçişleri Bakanlığı ile gerçekleştirilen yazışmalar sonrasında, Çin’den bazı bilgilerin istendiğini aktaran Özaraz, “Bu bilgiler iletildi ve telefonun bu doğrultuda analiz için talep edilip edilmeyeceği konusunda bir bekleyiş içindeyiz,” dedi. Ayrıca, olayın çözümüne katkı sağlamak amacıyla baz istasyonu analizi yapmak üzere özel bir ekibin de görevlendirildiği bilgisi verildi. Bu ekip, önümüzdeki hafta Van’da çalışmalarına başlayacak.
Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024 tarihinde, üniversite kampüsündeki kız öğrenci yurdunda annesiyle telefon görüşmesi yaparken, markete gitme niyetini belirtmişti. Ancak bir gün sonra, polisin aileyi arayarak kızlarının yurda dönmediğini bildirmesi üzerine, endişeli bir bekleyiş başlamıştı.
28 Eylül 2024 tarihinde, Van Gölü sahilinde Rojin’e ait cep telefonu, kulaklık, kek ve bir şişe su bulundu. Bulunan kıyafetler tam olmasına karşın sarı terliklerin kaybolmuş olması dikkat çekti. Rojin’in telefonunun içindeki bilgilere ulaşılamadı; zira telefon, İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmiş ancak şifre kırma girişimleri başarısız olmuştu.
10 Ekim 2025 tarihinde Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan rapor, soruşturmanın seyrini değiştirdi. Rapor, Rojin’in göğüs ve vajina bölgesinde iki ayrı erkeğe ait DNA tespit edildiğini ortaya koydu. Bu tespitle birlikte, soruşturma kapsamındaki DNA profillerinin sayısı hızla arttı; başlangıçta 195 olan sayı, Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla 325’e yükseldi.
Rojin’in cep telefonunun ilk olarak Türkiye’de, ardından İspanya’da incelendiği, ancak istenilen sonuca ulaşılamadığı belirtildi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, 6 Mayıs 2026’da telefonun teknik inceleme için Çin’e gönderileceğini duyurdu. Bu gelişme, olayın çözümüne ilişkin umutları artırdı.
Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, üniversite yönetimine yönelik ağır suçlamalarda bulundu. Genç kızın kayboluşuyla ilgili bilgi sakladıkları ve önemli delilleri yok ettikleri iddialarını dile getirdi. Kabaiş, “Öğrencilerin susturulması ve kamera kayıtlarının silinmesi, adaletin yerini bulmasına engel oluyor,” dedi.
Olayın yaşandığı dönemde, pek çok kişi Rojin’in ailesinin adalet arayışına destek oldu. Aile, toplumsal duyarlılığın artmasını umuyor ve olayın aydınlatılması için yetkililerin daha fazla çaba göstermesi gerektiğini vurguluyor. Rojin’in vefatının ardından, benzer olayların önlenmesi ve ailenin yaşadığı acının dindirilmesi için toplumda bir farkındalığın oluşması gerektiği düşünülüyor.
Rojin Kabaiş’in davası, Türkiye’de birçok birey ve kurum tarafından takip edilmeye devam ediyor. Olay, adaletin sağlanması adına bir simge haline gelmiş durumda. Rojin’in hatırası önünde saygı duruşunda bulunan toplumsal hareketler, adaletin yerini bulması için seslerini duyurmaya devam ediyor.