Alihan Kuriş ve Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun’un Dosyası Yeniden Gündemde “Şeyh” olarak bilinen bir cemaatin liderinin, Alihan Kuriş’in başı çektiği soruşturma, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un eski dosyasını da yeniden su yüzüne çıkardı. Kuriş’in, Denizolgun’un yeğeni olduğu ve bu aile üyelerinin, eski Bakan’ın sahip olduğu gıda şirketini ele geçirmeye çalıştığı iddiaları gündemi sarsmakta….
Table of Contents
Toggle“Şeyh” olarak bilinen bir cemaatin liderinin, Alihan Kuriş’in başı çektiği soruşturma, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un eski dosyasını da yeniden su yüzüne çıkardı. Kuriş’in, Denizolgun’un yeğeni olduğu ve bu aile üyelerinin, eski Bakan’ın sahip olduğu gıda şirketini ele geçirmeye çalıştığı iddiaları gündemi sarsmakta.
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafından hazırlanmış olan bilirkişi raporu, 25 Ağustos tarihinde tamamlandı. Rapor, 2016 yılında gerçekleştirilen bir otopsiye ait 145 fotoğraf ve video görüntüsü ile birlikte, dönemin Adli Tıp Kurumu raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları ve tanık ifadelerini kapsayan geniş bir veri seti üzerinden değerlendirildi.
Raporda Denizolgun’un otopsi fotoğraflarında göğsünde dört ayrı morluk bulunduğu kaydedildi. Bu morlukların altında meydana gelen kanama, lezyonların ölümden önce oluştuğunu göstermekte. Morlukların yerleşimi ve büyüklüğü göz önünde bulundurulduğunda, bir kişinin göğsüne diziyle basıp ağız ve burnunu bir yastıkla kapatarak nefessiz bırakması durumunun mümkün olduğu sonucuna varıldı.
Raporda, mevcut verilerin ve otopsi tarihindeki ciddi çürüme durumunun dikkate alındığında, Denizolgun’un ağız ve burnunun kapatılması yoluyla kasten öldürülmüş olma olasılığının bilimsel temellere dayandırıldığına dikkat çekildi. 2016 yılında düzenlenen otopsi raporunda ölümün “beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm” olarak değerlendirilmesine karşın, bu sonucun yeterli objektif bulgularla desteklenmediği belirtiliyor. Rapor, adli tıbbi eksikliklerin bulunduğu sonucunu ortaya koymakta.
Denizolgun’un dokularında yapılan incelemelerde, baryum, arsenik, kadmiyum, cıva ve nikel gibi ağır metallere rastlandığı da dikkat çekici bir bulgu oldu. Ancak, bu maddelerin düzeylerinin belirtilmemesi nedeniyle ölüm üzerindeki etkilerinin net bir şekilde değerlendirilemediği ifade edildi.
Prof. Dr. Alkan’ın hazırladığı raporda, Denizolgun’un ölüm nedeninin kesin bir şekilde ortaya çıkarılabilmesi için tüm tıbbi geçmişinin kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca, 2016 yılındaki otopsiden kalan örnekler ile fethi kabir işlemi sonrası alınan numuneler üzerinde yeni analizlerin yapılması gerektiği kaydedildi.
Bu gelişmeler, hem Denizolgun’un ailesi hem de Türkiye’deki adli süreçler açısından büyük bir önem taşıyor. Kuriş’in liderliğindeki cemaatle ilgili soruşturmaların ilerlemesi, eski Bakan Denizolgun’un ölümüyle ilgili daha fazla bilginin gün yüzüne çıkmasına olanak tanıyabilir. Dolayısıyla, bu olayın sonuçları Türkiye’deki siyasi ve toplumsal dinamikleri etkileyecek gibi görünüyor.
Bu olayın nasıl gelişeceği ve Denizolgun’un ölümüne ilişkin daha fazla bilgi edinilip edinilmeyeceği kamuoyunun dikkatle takip ettiği bir konu haline geldi. Şimdi gözler, yeni yapılacak analizlerin sonuçlarında ve olası yeni gelişmelerde.