Serhat Kaya: “Hayat, cevabını en geç veren sorudur.”

Serhat Kaya ile edebiyatın, insanın ve çağın ruhuna dair özel bir söyleşi Kimi yazarlar her romanıyla bazı soruları yeniden sorar. Serhat Kaya’nın edebiyatı da bu damarın içinde ilerliyor. Karakterlerinden çok insanın görünmeyen tarafıyla ilgileniyor; olaylardan çok onların bıraktığı sessizlikle. Nadide Adalet adlı sarsıcı romanıyla 2025 Türkiye Okur Ödülleri’nde yılın en iyi 4. Romanı ödülüne layık…

Bağlantı kopyalandı!
Serhat Kaya: “Hayat, cevabını en geç veren sorudur.”

Serhat Kaya ile edebiyatın, insanın ve çağın ruhuna dair özel bir söyleşi

Kimi yazarlar her romanıyla bazı soruları yeniden sorar. Serhat Kaya’nın edebiyatı da bu damarın içinde ilerliyor. Karakterlerinden çok insanın görünmeyen tarafıyla ilgileniyor; olaylardan çok onların bıraktığı sessizlikle. Nadide Adalet adlı sarsıcı romanıyla 2025 Türkiye Okur Ödülleri’nde yılın en iyi 4. Romanı ödülüne layık görülen Kaya’nın yeni romanı Uçurum, okurlar arasında tartışılan, yalnızlık, suçluluk ve insanın kendi içindeki karanlıkla hesaplaşmasını merkeze alan bir anlatı olarak dikkat çekiyor. Biz de bu kez romanın ötesine geçerek yazarı kitapları kadar, düşünme biçimiyle de tanımayı istedik.

Yazmak sizin için bir anlatma biçimi mi, yoksa anlama çabası mı?

Sanırım daha çok ikincisi. Yazmaya başladığım hiçbir metnin sonunu baştan bilmiyorum; bildiğim tek şey, beni rahatsız eden soruların varlığı. Roman ilerledikçe karakterler kadar ben de değişiyorum. Eğer sonunda ben de aynı insan olarak kalmışsam, o roman eksik kalmış demektir.

Bir romancı en çok neyi gözlemlemeli?

İnsanların söyledikleri gibi, söyleyemediklerini de gözlemlemeli. Bir bakışın yarım kalışını, cümlelerin neden yön değiştirdiğini, sessizliklerin nerede uzadığını… İnsan karakteri çoğu zaman kelimelerin içinden taşarak duygularda saklanıyor.

Sizi besleyen kaynakların başında ne geliyor?

Çok şey ama en çok merak diyebilirim. Sonra edebiyat, sinema, psikoloji, tarih ve gündelik hayat. Bir romancı için bazen bir bilimsel makale de çok öğretici olabilir, otobüste duyduğu tek bir cümle de. Yazmak, hayatı sürekli yeniden okumayı gerektiriyor ve hayat, cevabını en geç veren sorudur.

İyi bir roman okuru değiştirir mi?

Bence iyi romanın amacı fikir değiştirmek olmamalıdır. Bakış açısını genişletir. İnsan, başkasının acısına ya da bir açmazdan sıyrılışına birkaç saatliğine gerçekten ortak olabildiğinde hayata da başka gözlerle bakmaya başlıyor. Bu değişim çoğu zaman sessiz gerçekleşiyor.

Toplumdaki kutuplaşmaların temelinde ne görüyorsunuz?

Birbirimizi dinlemeyi bırakmamız. Herkes konuşuyor ama çok az kişi anlamaya çalışıyor. Edebiyatın önemli tarafı zaten burada ortaya çıkıyor. Çünkü edebiyat çağlar boyunca bizi hep haklı olmaya değil, anlamaya davet eden tarafta durdu, durmaya da devam ediyor.

Bugün insanlar neden birbirini anlamakta bu kadar zorlanıyor?

Çünkü hız, derinliğin önüne geçti. Bir insanı tanımadan hakkında hüküm verebiliyoruz. Oysa roman bize bunun tersini öğretir; hiçbir karakter tek cümleyle açıklanamaz. Belki gerçek hayatta da birbirimize biraz roman sabrıyla yaklaşmalıyız.

Depresyondaki ya da içine kapanmış bir insana kitap gerçekten iyi gelebilir mi?

Kitapların tek başına etkin bir biçimde tedavi ettiğini söylemek doğru olmaz. Ama insanın yalnız olmadığını güçlü bir şekilde hissettirebilir. Başka birinin de benzer karanlıklardan geçtiğini görmek bazen beklenmedik bir dayanma gücü oluşturuyor. Edebiyatın şifası varsa, bu ortaklık duygusundadır.

Okumayan toplumlarda ilk kaybolan şey sizce nedir?

Sorgulamak, yani merak. Sonra empati. Ardından da incelik. Çünkü kitap okumak sadece bilgi edinmek değildir; başka hayatların içine girebilme yeteneğini geliştirmektir.

Romanlarınızda kesin yargılar yerine gri alanlar öne çıkıyor. Bunun özel bir nedeni var mı?

Çünkü hayat öyle. Gerçek insanlar tamamen iyi ya da tamamen kötü değiller. Ben karakterlerimi yargılamak yerine anlamaya çalışıyorum. Okurun da aynı yolu izlemesini önemsiyorum.

Son romanınız Uçurum sizin için nasıl bir yerde duruyor?

Benim için en cesur ve en katmanlı romanım diyebilirim. Bazı soruları ilk kez bu kadar çıplak biçimde yazabildim. Yazarken de bitirdikten sonra da uzun süre etkisinden çıkamadım. Sanırım her yazarın hayatında onu biraz değiştiren birkaç kitap vardır; Nadide Adalet ve Bekleme Odası gibi Uçurum da benim için onlardan biri.

Okurlardan gelen yorumlar sizi hâlâ heyecanlandırıyor mu?

Elbette. Özellikle bir okurun kendi hayatından söz ederek kurduğu bağ çok kıymetli geliyor. Çünkü o noktadan sonra kitap artık yazara ait olmaktan çıkıyor ve roman gerçek yolculuğuna okurun zihninde başlıyor.

Hiç yanlış anlaşıldığınızı düşündüğünüz oluyor mu?

Oluyor ama bundan rahatsız olmuyorum. Her okur kendi hayatıyla birlikte okuyor. Aynı romanın farklı insanlarda farklı anlamlar üretmesi aslında edebiyatın en güzel ve özgünlüğü koruyan taraflarından biri.

Yapay zekâ çağında romancılığın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Teknik olarak birçok şey üretilebilir. Ama insanın yaşadığı çelişkileri, pişmanlığı, vicdanı ve zamanla değişen iç sesini gerçekten hissedebilmek başka bir mesele. Günümüze kadar gelen büyük romanlara dikkatli bakınca, asıl malzemenin hiçbir zaman bilgi olmadığını, doğrudan insan deneyiminin kalıcılığın adeta tutkalı olduğunu görürsünüz.

Sizi güncel olarak en çok umutlandıran şey ne?

Hâlâ iyi kitapların kulaktan kulağa yayılıyor olması. Büyük kampanyalarla değil, bir okurun diğerine “Bunu mutlaka oku” demesiyle yaşayan kitaplar var. Edebiyatın gerçek gücü de biraz burada saklı.

Bugün kendinize tek bir soru sorma hakkınız olsa, ne sorardınız?

“Merakını hâlâ koruyor musun?” diye sorardım. Çünkü yazarlığın yakıtı yetenekten önce meraktır. İnsan merak etmeyi bıraktığında sadece yazmayı değil, yaşamayı da yavaş yavaş bırakabiliyor maalesef.

Serhat Kaya’nın cümlelerinde yüksek sesli iddialardan daha çok, insanı kendi içine doğru çeken bir düşünme biçimi var. Belki de bu yüzden romanları kadar söyleşileri de cevap vermenin ötesine geçip yeni sorular bırakıyor geride. İyi edebiyatın yaptığı da biraz bu değil mi? Hayatı açıklamak yerine ona daha dikkatli bakmayı öğretmek. Edebiyat ve yazma yolculuğunda Serhat Kaya’ya başarılar diliyor, son romanı Uçurum’u henüz okumamış olan tüm kitapseverlere tavsiye ediyoruz.

Benzer Haberler
Serhat Kaya: “Hayat, cevabını en geç veren sorudur.”
Serhat Kaya: “Hayat, cevabını en geç veren sorudur.”
SMM Panel Nedir? Sosyal Medya Yönetimi İçin Kapsamlı Rehber
SMM Panel Nedir? Sosyal Medya Yönetimi İçin Kapsamlı Rehber
Akdamar Kilisesi Özellikleri Neler? Herkesin Bilmediği Akdamar Kilisesi Hikayesi
Akdamar Kilisesi Özellikleri Neler? Herkesin Bilmediği Akdamar Kilisesi Hikayesi
Facebook, gençlerin Instagram’da canlı yayın yapmasını yasaklıyor
Facebook, gençlerin Instagram’da canlı yayın yapmasını yasaklıyor
LAF SOKUCU SÖZLER 2025 Akrabaya, Eski Sevgiliye ve Arkadaşa Ağır Kapak Sözler
LAF SOKUCU SÖZLER 2025 Akrabaya, Eski Sevgiliye ve Arkadaşa Ağır Kapak Sözler
Doktor Eşanlamlısı: Doktorun Eş Anlamlısı Nedir?
Doktor Eşanlamlısı: Doktorun Eş Anlamlısı Nedir?
Sokak Haber