İzmir’de İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi: ‘Amaç geleceği inşa etmek’

İzmir’de İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi: ‘Amaç geleceği inşa etmek’

14/03/2023 Kapalı Yazar: sevi


İZMİR – İzmir İktisat Kongresi’nin 100’üncü yılı dolayısıyla İzmir’de iki ayrı iktisat kongresi yapılacak. İzmir Valiliği 100 yıl önce kongrenin yapıldığı binayı, yerinde aslına uygun olarak inşa ederken, kongrelerden birini Hazine ve Maliye Bakanlığı, diğerini ise İzmir Büyükşehir Belediyesi gerçekleştirecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenecek olan “İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi”, ilk kongrenin ruhundan yola çıkarak geleceği inşa etmeyi amaçlıyor.

15-21 Mart tarihleri arasında düzenlenecek olan kongreye, Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni döneminin ekonomi politikasını belirlemek üzere tüccarlar, çiftçiler, işçiler ve sanayiciler ve esnaflar katılacak. “Geleceğin Türkiye’sini inşa ediyoruz” başlığıyla düzenlenen kongrenin kapsamı, depremin ardından “Dirençli şehirler ve iktisat” başlığını da içerecek şekilde genişletildi. Kongrede, Türkiye’nin inşasında sivil dayanışmanın ve yerel yönetimlerin önemine dair oturumlar da yer alacak.

Yaşar Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Meneviş Uzbay Pirili ile 100’üncü yılında İzmir İktisat Kongresi’nin bugünkü anlamını ve İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’ni konuştuk.

‘İKTİSAT KONGRESİ OLMASINA KARŞIN SİYASAL MESAJ DA İÇERİYORDU’

İzmir İktisat Kongresi’nin toplanması o dönemin koşullarında hangi ihtiyaçtan dolayı ortaya çıktı?

Öncelikle, 100 yıl önce İzmir’de (17 Şubat-4 Mart 1923) toplanan Türkiye İktisat Kongresi’nin içinde bulunduğu tarihsel koşulları belirtmek gerekir. Ülke Kurtuluş Savaşı’ndan yeni çıkmış, İstanbul hala işgal altındadır. Lozan Barış Görüşmeleri özellikle adli ve mali kapitülasyonlar nedeniyle kesintiye uğramıştır ve aynı zamanda ülkenin ekonomisi üzerinde ciddi sorunlar vardır. Kongre, 3,5 yıllık düşman işgalinden çıkalı sadece 4 ay olmuş olan İzmir’de düzenlenir.

İşte bu tarihi koşullarda Mustafa Kemal ve arkadaşları ülkenin dört bir yanından gelen bin 135 sivil delegeyi bir araya getiriyor ve 17 Şubat ile 4 Mart arasında, olağanüstü bir özgüvenle Türkiye ekonomisinin geleceğinin konuşulduğu büyük bir toplantı düzenliyorlar. Kongrenin amacı öncelikle Kurtuluş Savaşını kazanmış ve yeni kurulmakta olan bağımsız Türkiye devletinin, gelecekteki iktisat politikalarına yeni bir yön vererek ülkenin ulusal ekonomisini tesis etmektir. Ancak aynı zamanda kongrenin amacı, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız bir devlet olduğu gibi ekonomisinin de bağımsız olacağını dünyaya duyurmaktır. Ulusal egemenliğin ancak iktisadi egemenlik ile olanaklı olduğu kongreye damgasını vuran çok önemli bir saptamadır. Dolayısıyla bu kongre bir iktisat kongresi olmasına karşın siyasal bir mesaj da içermektedir; Türkiye devletinin Batı sistemi içerisinde yer alacağı, ancak ekonomisinin bağımsız olacağı, hiçbir ülkenin egemenliğine boyun eğmeyeceği mesajını dünyaya iletmektir. Nitekim kongrenin açılış bildirgesinde Misakı Milli ifadesi misakı iktisadi ifadesi ile teyit edilmiştir.

 Meneviş Uzbay Pirili

‘KONGRE SİVİL BİR İNİSİYATİF OLARAK TASARLANDI’

Kongrenin toplanmasının Lozan Barış Görüşmeleri ile bir ilişkisi var mıydı?

Bu kongrenin, o tarihlerde kesintiye uğramış olan Lozan Barış Görüşmeleri ile dolaysız bir ilişkisi olmamasına rağmen – zira kongreyi gerçekleştirme kararı Lozan’dan bir yıl önce alınmıştı – misakı iktisadi (yani “iktisat yemini”) ifadesi, Lozan’ın kesintiye uğramasına neden olan kapitülasyonlar konusunda ciddi bir uyarı niteliğindedir. Bir diğer ifadeyle nasıl ki Misakı Milli ifadesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesinin sınırlarından taviz verilmeyeceğini ifade ediyorsa, kongrenin ana kavramı olan misakı iktisadi, ekonomik bağımsızlıktan taviz verilmeyeceğinin, ülke ekonomisinin büyük devletlerin boyunduruğu altına girmeyeceğinin bir ifadesi olarak Lozan’a ve tüm dünyaya bir duyurudur.

Diğer önemli bir özelliği bu kongrenin sivil bir inisiyatif olarak tasarlanmış ve örgütlenmiş olmasıdır. Ülkenin dört bir yanından gelen, çiftçi, sanayici, tüccar ve işçi temsilcilerinden oluşan dört temel gruptan, 1135 delege bir araya gelmiştir. Ortaya konulan görüşler ve dile getirilen sorunlar açısından son derece kıymetli bir müzakere ortamı sergilenmiş ve kongrede alınan kararlar ve kongrenin çizdiği yön hükümete uzun bir süre rehber olmuştur.

Ayrıca kadın delegeler de kongreye davet edilmiş ve büyük bir sevinç ve umutla kongrede yer almışlardır. Kongre kapanışında İşçi Kadınlar Murahhası İzmir Delegesi Rukiye Hanım yaptığı konuşmada bu memnuniyeti şöyle ifade eder:

“Türkiye’de «memleket işlerine» kadınların da iştirâk etmesi ilk defa vuku buluyor. Bu şerefin bize müyesser olması kalplerimizi refah ve gurur hisleriyle doldurdu. … Yaşasın Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun Hükümeti, yaşasın Türk işçi ve köylüleri, yaşasın çalışkan Türk işçi kadınlığı!» 

Kongrenin ortaya çıkmasındaki bir diğer faktör ise ülke ekonomisinin içinde bulunduğu zor koşullardır. Örneğin Lozan ile görüşmeler sürerken, Yunanistan ile nüfus mübadelesi anlaşması imzalanmıştır ve 2 milyona yakın Rum nüfus Yunanistan’a giderken 700 bine yakın Türk vatandaşı ülkeye gelecektir. Yunanistan’a gidecek kesiminin önemli bir bölümünün tüccar olduğu düşünülecek olursa, ekonomide var olan ve ortaya çıkacak ciddi zafiyetin nasıl giderileceği konusu da kongrenin muhtemel endişelerinden birisi olmuştur.

‘KONGREDE BENİMSENEN EKONOMİK MODEL KARMA EKONOMİ’

İzmir İktisat Kongresi genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda, ekonomisine yön verebildi mi? Hangi ekonomik modeli esas alıyordu?

Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor, geçmişte Osmanlı’nın uyguladığı kapalı, ikili görüşmelere dayalı, şeffaflığı olmayan iç ve dış politika yöntemleri düşünüldüğünde, bu kongre yeni doğmakta olan Türkiye devletinin, halkın tüm kesimlerinin katılımına açık, şeffaf ve aynı zamanda rasyonel ve kurumlarıyla modern bir devlet olacağının ipuçlarını vermektedir.

Kongrede misakı iktisadi altında oybirliğiyle benimsenen kararlar; millî kaynakların değerlendirilmesi; yabancı sermayenin ülke yasalarına uygun bir şekilde gelmesi, üretici, sanayici, ihracatçının desteklenmesi, kredi ve teşvikleri sağlayacak millî bankaların kurulması, çiftçi ve Türkiye tarımının teşvik edilmesi, milli sanayinin oluşturulması gibi, tüm bu kararlar hem Türkiye’nin karşı karşıya olduğu iktisadi sorunlara hem de bu sorunları çözmeye yönelik ciddi bir ekonomik kalkınma stratejisine işaret etmektedir.

Benimsenen ekonomik model konusuna gelince; kongrede, genç Türkiye Cumhuriyeti’nde takip edilecek iktisadi sistemin o gün dünyada var olan sistemlerin – yani serbest piyasa sisteminin veya komünist sistemin- hiçbiri ile aynı olmayacağının altı çizilmiş ve memleketin tarihine ve ihtiyacına uygun ve özgün bir model oluşturulması fikri ön plana çıkmıştır. Kongrede benimsenen ekonomik model karma ekonomi olarak ifade bulmuştur. Yeni Türkiye’nin iktisadi işleyişinin hem devlet hem de piyasanın bir arada bulunduğu şekliyle özgür olması gerektiği belirtilmiştir. Öncelikle, piyasa birimlerine özgür bir alan açmak ve millî bir burjuvazinin tesisi çabası vardır. Ancak bütün iktisadi faaliyetlerin işlemesinin yeni oluşan bir ekonomide sadece piyasa yoluyla gerçekleştirilemeyeceği, devletin burada özellikle yönetici ve yönlendirici bir unsur olarak iktisadi gruplara, piyasanın bittiği yerde piyasaya yardımcı olması beklenmektedir. Yabancı sermaye konusunda Mustafa Kemal Paşa, kongre konuşmasında, dış sermayeye karşı olmadıklarını çünkü memleketin pek çok emek ve sermaye ihtiyacı olduğunu, ülkenin kanunlarına uymak şartıyla dış sermaye gerekli teminatı vermeye hazır olduklarını belirtir.

‘BUGÜNKÜ KONGRENİN DE AMACI GELECEĞİ İNŞA ETMEKTİR’

İzmir İktisat Kongresi’nin toplanmasından 100 yıl sonra günümüzdeki anlamı nedir? Kongre bugüne ışık tutacak bir perspektife sahip miydi?

100 yıl önceki kongrenin günümüze ışık tutabilecek en önemli yanı o dönemde kongrenin aldığı kararlardan çok hem kongrenin nihai amacıdır hem de kongrenin tasarlanma ve uygulanma yöntemidir. Kongre yepyeni bir Türkiye ekonomisi, geleceğin ekonomisini inşa etmek için yola çıkıyor. Ancak bu inşayı tepeden inme bir yöntemle gerçekleştirmiyor. Örneğin 1923 yılında Büyük Millet Meclisi kurulmuş durumda, dolayısıyla meclis kapsamında da Türkiye’nin gelecekteki iktisat politikalarına ilişkin bir belge hazırlanabilirdi. Oysa bu kongre bir sivil inisiyatiftir. Farklı halk kesimlerinin, çiftçi, sanayici, tüccar, kadınlar, emekçilerin katılımıyla organize oluyor ve yepyeni bir Türkiye ekonomisini tüm paydaşların ortak aklının ürünü olan bir toplumsal mutabakatı ortaya koymayı amaçlıyor. Nitekim Mustafa Kemal de kongreye sivil kıyafet ile katılmıştır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenecek olan İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin 100 yıl önce düzenlenen kongre ile ne tür benzerlikleri var?

Günümüzde, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenen İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi de 100 yıl önceki kongrenin bu mirasını ve ruhunu devralmıştır ve hem nihai amacı açısından hem de aynı yöntemi, kongre formatı açısından çok benzeşmektedir. Bugünkü kongrenin de amacı geleceğin iktisat stratejisinin kodlarını ortaya koymak ve geleceği inşa etmektir. Diğer yandan bu amacı yine bir asır önceki kongrenin aynı formatıyla ve yöntemiyle gerçekleştirmektedir. İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi de mümkün olan en geniş temsil temeli ile ve Türkiye’nin her tarafından paydaşlar, yani işçi kuruluşları, sanayici, tüccar ve esnaf odaları, TOBB, TUSIAD, MUSIAD, çiftçi kuruluşları, ziraat odaları kooperatifler ve sivil toplum örgütlerinden 180 kurumsal temsil bir araya gelmiş ve bir sivil inisiyatif ortaya konmuştur.

Günümüzdeki İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi, Ağustos 2022 tarihinden bu yana 7 aylık bir hazırlık sürecini içermiştir. Birinci etapta gerçekleşen paydaş buluşmalarında, çiftçiler, işçiler ve sanayici ve tüccar temsilcileri ayrı ayrı buluşarak Türkiye ekonomisinin sorunlarıyla ilgili kendi sektörleri açısından değerlendirmeler yaptılar. Aynı yüzyıl önce atalarımızız yaptığı gibi kendi sektörleri açısından geleceği planlamaları istendi onlardan. En önemlisi de her oturumda alınan kararların oylaması yapılmıştır ve tüm katılımcıların oy birliği ile 51 ilke ve 189 karar alındı. İkinci etapta ise, yapılan paydaş toplantılarından elde edilen sonuçların, dört ayrı masada, uzman ve akademisyenlerce kavramsallaştırılacağı, bilimsel katkıların verileceği toplantılar düzenlenmiştir.

‘TÜRKİYE’NİN İKİNCİ YÜZYIL EKONOMİSİNE YOL GÖSTERECEK KARARLAR ALINACAK’

15-21 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek nihai büyük kongre de ise her toplumsal kesim diğer kesimlerin benimsediği ilke ve kararları yeniden müzakere edecek, oylayacak ve yine bir asır önce olduğu gibi kongre Türkiye’nin ikinci yüzyıl ekonomisine yol gösterecek ilke ve kararları ortak bir akla dayalı olarak ve uzlaşmayla alınacaktır.

Dolayısıyla bugünkü iktisat kongresi de 100 yıl önceki kongreden ilham alarak, geleceğin iktisat stratejisinin kodlarını, ülkenin geleceğini inşa etmeye çalışıyor ancak bu inşayı, yine ilk iktisat kongresinde olduğu gibi tüm kesimlerin ülke geleceğine ilişkin ortak hayaller oluşturması ve ortak bir aklı ve uzlaşmaya dayalı olarak gerçekleştirmeyi amaçlıyor

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in sözleriyle ifade edersek, “Hayallerimizi ortaklaştırmaya ihtiyaç var, sürdürülebilir bir gelecek inşa etmenin tek yolu ortak akılla ve ortak hayallerle oluşturulan bir gelecektir.”

‘KONGRENİN GENEL İLKELERİ BUGÜNE IŞIK TUTUYOR’

İzmir İktisat Kongresi’nin Türkiye’nin bugün yaşadığı ekonomik krizlere çözüm olabilecek bir yanı, bu yönde ders alınabilecek nitelikte kararları var mıydı?

100 yıl önceki kongrede alınan kararların bire bir günümüz sorunlarına çözüm olmasını beklemek doğru olmayacaktır. Ancak kongrenin genel ilkeleri açısından bugüne ışık tuttuğu söylenebilir. Öncelikle yukarda belirttiğim gibi, tıpkı 100 yıl önceki kongrede yapıldığı gibi, bugün de ülkenin gelecekteki ekonomik stratejisi tüm kesimlerin rızası ve mutabakatı ile oluşturulmaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin ekonomisiyle diğer ülkelerin ekonomileri arasında gerçekçi ve ülkeye katkı sağlayacak bağlantıların tesisi; tarım ve sanayinin güçlenmesi, devletin ekonomiyi yönlendirmedeki rolünün vurgulanması (özellikle yoksullukla mücadele, sosyal hakların tesisi, küçük işletmelere ve çiftçiye teşvikler gibi konularda), ekonomik kalkınmaya yönelik politikaların şekillenmesinde, toplumsal çatışma yerine, paydaşlar arası uyumu, uzlaşmayı destekleyici şekilde gerçekleşmesi gibi ilkeler günümüzde yaşanan ekonomik ve toplumsal krize yön gösterici niteliktedir.

İzmir İktisat Kongresi’nin 100’üncü yılında hem Büyükşehir Belediyesi hem de Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda ayrı ayrı kongreler düzenlenecek. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

İzmir Valiliği, bundan 100 yıl önce kongrenin yapıldığı binanın yerinde aslına uygun olarak yeni kongre binasını inşa ediyor. Yıllardır bu alan otopark olarak kullanılıyordu. Ben iki kongrenin birbirine rakip olacağını düşünmüyorum. Öncelikle günümüz çoğulculuk çağıdır, dolayısıyla aynı konuda iki kongrenin yapılıyor olmasının bir sakıncası yok.

Ayrıca Hazine ve Maliye Bakanlığının düzenleyeceği kongre daha ziyade 100 yıl önceki kongreyi bir anma niteliğini taşıyor. 100 yıl önceki kongre vesilesiyle bir anma toplantısı olacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenen kongre ise ilk kongrenin ruhundan yola çıkarak geleceği inşa etmeyi amaçlıyor; sivil, katılımcı ve şeffaf bir girişim olarak tasarlanmıştır ve siyasi kimliklerden bağımsız olarak, iyi tasarlanmış bir geleceğin ipuçlarını miras bırakmayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda Belediye tarafından düzenlenen kongrenin bir diğer amacı da bu denli geniş katılımlı ve ortak akılla inşa edilmiş kongre çıktılarının, sadece Anadolu’yla sınırlı kalmayıp, tüm dünyaya ilham verebilmesidir.

Ekonomi Haberleri